travesti

Vahdet gazetesi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Derneği’nin 50. yılında düzenlenen “Kırk Yıl Önce Konuşamadıklarımız” seminerlerindeki LGBT oturumunu hedef aldı. Kaos GL ve Pembe Hayat dernekleri, Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları ABD ve SBF-Der, Vahdet gazetesinin nefret söylemine karşı ortak bir açıklama yayınladı.

 İşte o açıklama:

Vahdet adlı gazeteye yaydığı nefret söylemleri yüzünden öfkelenmekten çok, acıyor ve gülüyoruz. Aslında çoğu zaman çoğu kişinin insanlığa yakıştıramadığı eylemler karşısında duyduğu o utanç hissini yaşıyoruz.

Anlaşılan bizlerin ve Vahdet gibi yayınları hazırlayanların “insanlık” kavramından anladığı çok farklı şeyler…

 

Anlaşılan o ki onlar gibiler, bazı insanları sırf kendi muhafazakâr cinsel ahlak anlayışlarına uymuyor diye gayri-insani görüp, “sapkın” ilan ediyorlar.

Bizler ise, insanlık anlayışımız genişlesin, derinleşsin, gayri-insani görünen ve baskıya, şiddete maruz kalan tüm yaşamlar değerlensin diye mücadele ediyoruz.

Evet, öfkelenmekten çok acıyoruz. Çünkü Vahdet böyle bir haberi yapmakla aslında kendi korkusunu dışa vuruyor.

Haberi biraz daha geliştirmek isteriz:

“Sapkınlar” sadece üniversitede değiller, her yerdeler.

Bir kere “sapkınlar” sadece Ankara Üniversitesi’nde, SBF’de değil, başka pek çok üniversitede de mevcut. Ve evet! Ankara Üniversitesi, Kadın Çalışmaları ve SBF  ”sapkınlara” destek veriyor, orada “sapkınlar” üzerine bir dersimiz bile var.

Ama sadece onlar değil. Kaos GL geçen yıl içinde 35 farklı şehirde konferans ve etkinlik düzenleyerek on binlerce kişiye ulaştı. Sadece üniversiteler değil; LGBT örgütleri, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve kamu kurumlarıyla ortaklıklar kuruyor.

Evet derslerimiz, konferanslarımız, dergilerimiz ve elbette filmlerimiz de var. Hem de şu sıralarda Uçan Süpürge’nin film festivalinde gösteriliyorlar.

Vahdet için kötü haber şu:

Biz sizin sandığınızdan çoğuz ve her yerdeyiz. Sizin sandığınız gibi belirli bir yerden türeyip sinsice her yere sızdığımız için değil, zaten her yerde olduğumuz için her yerdeyiz. Hatta o kadar her yerdeyiz ki sizin aranızda bile olabiliriz. Konferansta dile getirdiğimiz gibi; biz uzaydan gelmedik! Ama o kadar korkmayın, bu sandığınız kadar korkunç bir şey değil.

Bu kısa açıklamayı çok da zorunlu görmedik aslında. Belki ciddiye almaya değmezdi, ama bu haber vesilesiyle bir kez daha varlığımızı ve her yerde olduğumuzu, bize kulak verenlerin sayısının sürekli artıyor olduğunu herkese duyurmak istedik.

Bu vesileyle bizimle birlikte olan herkesi ve destek vermek isteyen tüm dostlarımızı 10. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma çerçevesinde 16 Mayıs’ta Ankara Üniversitesi SBF’de yapılacak oturumlara ve 17 Mayıs günü saat 16.00’da Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü önünde başlayacak olan yürüyüşe katılmaya çağırıyoruz.

Kaos GL

Travesti Birey

Pembe Hayat

Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı

SBF-Der 

LGBTİ’ler Sandığa Gidiyor

Posted by canans in May 23, 2015

7 Haziran genel seçimleri için sandığa gidecek olan LGBTİ’lerin seçim güvenliğini nasıl sağlayabileceğini Oy ve Ötesi’nden Başak Yavçan ile konuşuyoruz.

Oy ve Ötesi, Mart 2014 yerel seçimleri öncesinde İstanbul’da bir araya gelen gönüllüler tarafından kurulmuş, yerel seçimlerin bağımsız ve tarafsız bir şekilde gerçekleşmesine katkıda bulunmayı amaç edinen bir dernektir. Tekrarlanan Yalova seçimlerinin ardından, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 5 ilde müşahitlik eğitimi almış, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesini benimsemiş 40.000’in üzerinde Oy ve Ötesi gönüllüsü, sonuçları karşılaştırıp ve örtüşmeyen sonuçlar konusunda da gerekli itirazların sunulmasını organize etti.

Oy ve Ötesi ile Seçim Güvenliği Atölyesi

Oy ve Ötesi 7 Haziran genel seçimleri için örgütlenme ağını genişleterek 45 il ve 162 ilçede, toplam 120.000 gönüllü ile tüm oyların %62’sini saymayı hedefliyor. Bu partiler üstü harekete katılıp seçim sandıklarına sahip çıkmak isteyen LGBTİ’ler sandik.oyveotesi.org adresinden kayıt olabilir, ister oy verecekleri sandıkta isterlerse başka bölgedeki bir sandıkta gönüllü olabilirler.

Seçim güvenliği ile ilgilenen herkesi Pembe Hayat Travesti Birey.Com  ve Kaos GL Dernekleri’nin Oy ve Ötesi ile beraber organize ettiği, 27 Mayıs Çarşamba saat 18:30’da İrene Kültür Evi’nde gerçekleşecek olan Seçim Güvenliği Atölyesi’ne bekliyoruz. Adres: Bayındır 2 Sok No:62/A Kızılay.

sponsor

www.travestibirey.com

Homofobiye Karşı Yürüdüler

Posted by canans in February 3, 2014

İzmir’de eşcinseller ve homofobi karşıtları Onur Haftası nedeniyle yürüyüş gerçekleştirdi.

İzmir’de eşcinseller ve homofobi karşıtları Onur Haftası nedeniyle yürüyüş gerçekleştirdi. Toplanan kalabalık sloganlar atıp, şarkılar söyledikten sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

İzmir’deki LGBTT bireyleri (lezbiyenler, geyler, biseksüeller, transseksüeller, travestiler) Onur Haftası kapsamında Onur Yürüyüşü gerçekleştirdiler. Renkli görüntülere sahne olan yürüyüş boyunca sloganlar atıldı, şarkılar söylenip, dans edildi. Haklarının iyileştirilmesini talep eden eşcinseller, ötekileştirilmekten şikayetçi olduklarını ve toplum tarafından yok sayılmamak istediklerini belirttiler. Yürüyüş olaysız bir şekilde sona erdi. – İZMİR  http://www.travestibirey.com/izmir.html

Meşhur TEKYÖN isimli kulübün ne kadar transfobik olduğunu anlatmama gerek yoktur herhalde ve bunu ben de bildiğim için ne eski yerine ne de yeni yerine hiç gitmedim, gitme teşebbüsünde bile bulunmadım (dün geceye kadar).

seyhan

Çünkü her zaman savunduğum bir şey var; trans kadınların alınmadığı bir mekana ben Seyhan olarak girebilsem de gitmiyorum ve bu şekilde kendi çapımda protesto ediyorum.

Uzun süredir birçok arkadaşımın ya da arkadaş grubumun hadi TEKYÖN’e gidelim ısrarlarına rağmen; “Hayır ben gelmiyorum” diye cevap verdim. Hatta şu anda çalıştığım kulübün işletmecisi Mustafa, “Hadi TEKYÖN’e geçelim” dediğinde, “Hayır oraya kadınları almıyorlar” dedim ve Mustafa cevap olarak “Oranın mekan sahibi (mülk sahibi) benim, ne alaka” dedi ve buna rağmen gitmedim.

Dün gece dansçı arkadaşım Hakan’ın doğum günü sebebi ile evinde toplandık ve bir süre sonra çok yoğun ısrarlar karşısında tanınmış bir oyuncu arkadaşım ve 2 gey arkadaşımla birlikte TEKYÖN’e doğru yola çıktık, yine de gitmezdim ama işletmecimiz Mustafa’nın “mekan sahibiyiz” lafına güvenerek tamam dedim ve tedbiri elden bırakmamak için Mustafayı arayıp rica ettim, “Çok kısa süre kalacağım telefon et kapıda sorun yaşamayayım” diye. 10 dakika sonra Mustafa aradı, “Boşver gitme, Harun (TEKYÖN’ün işletmecisi) biz travesti almıyoruz dedi ve istemedi” demesine rağmen arkadaşlarımın “Saçmalama biz Harun’u tanıyoruz, gel geceyi mahvetme” ısrarları karşısında gittim, içeri girdim ve işletmeci Harun (ki önceden tanıdığım birisi ve kendisi de beni tanır) karşılaşıp selamlaşma, öpüşme muhabbeti ardından bir standa geçtik. Buraya kadar bir sorun yoktu. Doğum günü olan arkadaşımın Harun’la şu diyaloglarına kadar, Hakan “bu gün doğum günüm” demiş Harun Bey de, “Tamam doğum günün ama Seyhan’la gelmişsin” deyip yüz çevirmiş.

Neyse bir kutu kola içtim show yapan garsonlar sigara odasında bana videolarını izlettiler, kostüm yardımı yaparım vs konuşmaları sonrası mekandan ayrıldık.

Şimdi bütün bunları anlatmamın sebebi şu; ben bu fobik mekana giderek ne kazanmış oldum ya da o mekan beni içeri alarak ne kaybetti?

Birincisi transların ya da geylerin bile alınmadığı bir çok hetero mekana girebiliyorum ya da transları kapısından geçirmeyen mekanlara da mekan sahipleri tarafından davet ediliyorum (ki asla gitmiyorum) da neden bu TEKYÖN’de sorun oluyor?

Madem biz LGBTT’ler beraber yürüyoruz ve bize ayrımcılık yapamazsınız diyoruz, eylem yapıyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz… Peki, buradaki ayrımcılık ne olacak? Eylemlerde yan yana durduğum, hetero bir mekanda 2 gey öpüşemedi diye kendimi parçaladığım, tepki gösterdiğim arkadaşlarım hala TEKYÖN’e mi gidecek?

Yoksa bir kaç yıl önce pride etkinlikleri için LEGATO’lu ka gey arkadaşlarımızın ”Harbiye’de çarkta gördüğümüz travestilerle pride’da yan yana olmak istemiyoruz, etkinliklere katılmasınlar” sözlerine sustuğumuz gibi yine susacak ve bir şey olmamış gibi mi davranacağız?

Yoksa röportaj verdiğim her yerde, yaşayan kütüphanede canlı kitapken, festivallerde stand başında, iş yerimde, metroda, kuliste, yolda, orda, burada her fırsat bulduğumda savunduğum ve hiç bir ayrım gözetmediğim LGBTT’leri savunmaktan vaz mı geçmeliyim? Ya da geylerin transfobisi gibi bende de homofobi mi oluşmalı veya Okşan Öztok gibi nefret mi etmeliyim? Ne yapmalıyım siz söyleyin, sayın çokbilmiş ka geyler! (Tabii ki herkesi kastetmiyorum)

Kimsiniz siz, ne hakla bize karşı ayrımcılık yaparsınız, hadi var bir fobiniz neden hala bizim üzerimizden ajityasyona varan aktivizm yapıyorsunuz ve neden sizin gözünüzde biz zavallı, cahil, orospu, paradan başka bir şeyi düşünmeyen ucubelerden öteye gidemiyoruz?

Hadi bizi boş ver neyin mücadelesini yaptığınızın farkında değil misiniz, sokaklarda neden bağırıyoruz, meclise neden yürüyoruz?

”Bizi yıllarca yeraltına ittiniz gettolarda yaşamaya zorladınız artık yeter biz ‘normal’iz ve böyle yaşamak istiyoruz” demiyor muyuz?

Hetero diye adlandırılan mekanlarda ayrımcılık gördüğümüzde tepkiyi niye veriyoruz, 45’lik adlı mekan için bir süredir neden konuşuyoruz o halde? Madem onlara karşı duruyoruz ve bize böyle davranamazsınız diyoruz, gey mekan adı altındaki yerlere ne hakla trans ya da biyolojik kadınları almıyoruz tamam o zaman ne hakla hetero mekanlara kafa tutuyoruz?

Bu durumda, gey mekanlar geylere özel, heterolarınki heterolara, translarınki translara özel olsun ve herkes yerini bilsin!

Neden sesini çıkarmıyorsun AMARGİ?

Neden sesini çıkarmıyorsun LAMBDAİSTANBUL?

Neden sesini çıkarmıyorsun KAOS GL?

Neden sesini çıkarmıyorsun PEMBE HAYAT?

Neden sesini çıkarmıyorsun İSTANBUL LGBTT?

Neden sesini çıkarmıyorsun SİYAH PEMBE ÜÇGEN İZMİR?

Neden sesini çıkarmıyorsun PİRAMİD LGBTT DİYARBAKIR?

Neden sesini çıkarmıyorsun MOREL ESKİŞEHİR?

Bu saatten sonra her yerde, her zaman TEKYÖN denilen bar ve hala oraya giden, destek veren, para kazandıran geyler hakkında her yerde konuşacağım.

“Artık içimizde halledelim” demeyeceğim, herkes ne olduğumuzu görsün, aslında ne kadar yalancı, ne kadar ayrımcı, ne kadar ikiyüzlü olduğumuzu öğrensin…

Artık TEKYÖN’e giden ya da tepki vermeyen hiç bir arkadaşım benimle muhatap olmasın, çünkü zaten arkadaşım olmazlar.

Tepkimizi koymuyorsak eğer maillerimizin altına “aşağılayan bakışlarınızla cezalandırın” yerine, “transseksüelleri aşağılayabildiğiniz kadar aşağılayın, kurtuluşumuz böyle mümkün!” yazın

Not: Bu yazı doğrudan hepinizi hedef alıyor!

Seyhan Arman
ankara travestileri

Türkiye’de yeni yeni açılmaya başlayan ve sosyal statüleri yüzünden sürekli olarak dışlanan Gay’ler ve Travestiler artık aynı çatı altında toplanarak haklarını savunacaklar.

Faaliyet gösteren 22 derneğin birleşmesiyle Federasyonlaşan Gay ve Travestiler Federasyon Genel Başkanlığına Feridun Bal Cevahiroğlu getirildi. Konuyla ilgili bir açıklama Yapan Feridun Bal Cevahiroğlu, başta Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti ve transseksüel dayanışma dernekleri olarak birleştiklerini ve öncelikli, olarak nefret cinayetlerine karşı yürüyüş düzenleyeceklerinin altını çizdi.

Herkesin Yaşam hakkı var

Cevahiroğlu,tüm canlıların yaşan hakkı olduğu gibi Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti ve transseksüellerin de herkes gibi yaşam hakkı olduğu gibi istedikleri gibi yaşama isteğinin kimseler tarafından engelleme haklarının da olmadığını söyledi. ankara travestileri

Meşhur TEKYÖN isimli kulübün ne kadar transfobik olduğunu anlatmama gerek yoktur herhalde ve bunu ben de bildiğim için ne eski yerine ne de yeni yerine hiç gitmedim, gitme teşebbüsünde bile bulunmadım (dün geceye kadar).

seyhan

Çünkü her zaman savunduğum bir şey var; trans kadınların alınmadığı bir mekana ben Seyhan olarak girebilsem de gitmiyorum ve bu şekilde kendi çapımda protesto ediyorum.

Uzun süredir birçok arkadaşımın ya da arkadaş grubumun hadi TEKYÖN’e gidelim ısrarlarına rağmen; “Hayır ben gelmiyorum” diye cevap verdim. Hatta şu anda çalıştığım kulübün işletmecisi Mustafa, “Hadi TEKYÖN’e geçelim” dediğinde, “Hayır oraya kadınları almıyorlar” dedim ve Mustafa cevap olarak “Oranın mekan sahibi (mülk sahibi) benim, ne alaka” dedi ve buna rağmen gitmedim.

Dün gece dansçı arkadaşım Hakan’ın doğum günü sebebi ile evinde toplandık ve bir süre sonra çok yoğun ısrarlar karşısında tanınmış bir oyuncu arkadaşım ve 2 gey arkadaşımla birlikte TEKYÖN’e doğru yola çıktık, yine de gitmezdim ama işletmecimiz Mustafa’nın “mekan sahibiyiz” lafına güvenerek tamam dedim ve tedbiri elden bırakmamak için Mustafayı arayıp rica ettim, “Çok kısa süre kalacağım telefon et kapıda sorun yaşamayayım” diye. 10 dakika sonra Mustafa aradı, “Boşver gitme, Harun (TEKYÖN’ün işletmecisi) biz travesti almıyoruz dedi ve istemedi” demesine rağmen arkadaşlarımın “Saçmalama biz Harun’u tanıyoruz, gel geceyi mahvetme” ısrarları karşısında gittim, içeri girdim ve işletmeci Harun (ki önceden tanıdığım birisi ve kendisi de beni tanır) karşılaşıp selamlaşma, öpüşme muhabbeti ardından bir standa geçtik. Buraya kadar bir sorun yoktu. Doğum günü olan arkadaşımın Harun’la şu diyaloglarına kadar, Hakan “bu gün doğum günüm” demiş Harun Bey de, “Tamam doğum günün ama Seyhan’la gelmişsin” deyip yüz çevirmiş.

Neyse bir kutu kola içtim show yapan garsonlar sigara odasında bana videolarını izlettiler, kostüm yardımı yaparım vs konuşmaları sonrası mekandan ayrıldık.

Şimdi bütün bunları anlatmamın sebebi şu; ben bu fobik mekana giderek ne kazanmış oldum ya da o mekan beni içeri alarak ne kaybetti?

Birincisi transların ya da geylerin bile alınmadığı bir çok hetero mekana girebiliyorum ya da transları kapısından geçirmeyen mekanlara da mekan sahipleri tarafından davet ediliyorum (ki asla gitmiyorum) da neden bu TEKYÖN’de sorun oluyor?

Madem biz LGBTT’ler beraber yürüyoruz ve bize ayrımcılık yapamazsınız diyoruz, eylem yapıyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz… Peki, buradaki ayrımcılık ne olacak? Eylemlerde yan yana durduğum, hetero bir mekanda 2 gey öpüşemedi diye kendimi parçaladığım, tepki gösterdiğim arkadaşlarım hala TEKYÖN’e mi gidecek?

Yoksa bir kaç yıl önce pride etkinlikleri için LEGATO’lu ka gey arkadaşlarımızın ”Harbiye’de çarkta gördüğümüz travestilerle pride’da yan yana olmak istemiyoruz, etkinliklere katılmasınlar” sözlerine sustuğumuz gibi yine susacak ve bir şey olmamış gibi mi davranacağız?

Yoksa röportaj verdiğim her yerde, yaşayan kütüphanede canlı kitapken, festivallerde stand başında, iş yerimde, metroda, kuliste, yolda, orda, burada her fırsat bulduğumda savunduğum ve hiç bir ayrım gözetmediğim LGBTT’leri savunmaktan vaz mı geçmeliyim? Ya da geylerin transfobisi gibi bende de homofobi mi oluşmalı veya Okşan Öztok gibi nefret mi etmeliyim? Ne yapmalıyım siz söyleyin, sayın çokbilmiş ka geyler! (Tabii ki herkesi kastetmiyorum)

Kimsiniz siz, ne hakla bize karşı ayrımcılık yaparsınız, hadi var bir fobiniz neden hala bizim üzerimizden ajityasyona varan aktivizm yapıyorsunuz ve neden sizin gözünüzde biz zavallı, cahil, orospu, paradan başka bir şeyi düşünmeyen ucubelerden öteye gidemiyoruz?

Hadi bizi boş ver neyin mücadelesini yaptığınızın farkında değil misiniz, sokaklarda neden bağırıyoruz, meclise neden yürüyoruz?

”Bizi yıllarca yeraltına ittiniz gettolarda yaşamaya zorladınız artık yeter biz ‘normal’iz ve böyle yaşamak istiyoruz” demiyor muyuz?

Hetero diye adlandırılan mekanlarda ayrımcılık gördüğümüzde tepkiyi niye veriyoruz, 45’lik adlı mekan için bir süredir neden konuşuyoruz o halde? Madem onlara karşı duruyoruz ve bize böyle davranamazsınız diyoruz, gey mekan adı altındaki yerlere ne hakla trans ya da biyolojik kadınları almıyoruz tamam o zaman ne hakla hetero mekanlara kafa tutuyoruz?

Bu durumda, gey mekanlar geylere özel, heterolarınki heterolara, translarınki translara özel olsun ve herkes yerini bilsin!

Neden sesini çıkarmıyorsun AMARGİ?

Neden sesini çıkarmıyorsun LAMBDAİSTANBUL?

Neden sesini çıkarmıyorsun KAOS GL?

Neden sesini çıkarmıyorsun PEMBE HAYAT?

Neden sesini çıkarmıyorsun İSTANBUL LGBTT?

Neden sesini çıkarmıyorsun SİYAH PEMBE ÜÇGEN İZMİR?

Neden sesini çıkarmıyorsun PİRAMİD LGBTT DİYARBAKIR?

Neden sesini çıkarmıyorsun MOREL ESKİŞEHİR?

Bu saatten sonra her yerde, her zaman TEKYÖN denilen bar ve hala oraya giden, destek veren, para kazandıran geyler hakkında her yerde konuşacağım.

“Artık içimizde halledelim” demeyeceğim, herkes ne olduğumuzu görsün, aslında ne kadar yalancı, ne kadar ayrımcı, ne kadar ikiyüzlü olduğumuzu öğrensin…

Artık TEKYÖN’e giden ya da tepki vermeyen hiç bir arkadaşım benimle muhatap olmasın, çünkü zaten arkadaşım olmazlar.

Tepkimizi koymuyorsak eğer maillerimizin altına “aşağılayan bakışlarınızla cezalandırın” yerine, “transseksüelleri aşağılayabildiğiniz kadar aşağılayın, kurtuluşumuz böyle mümkün!” yazın

Not: Bu yazı doğrudan hepinizi hedef alıyor!

Seyhan Arman

”Travestiler acılım istiyor”

Posted by canans in October 30, 2009

Ankara’da ”transseksüelliğin ruhsal bozukluklar arasinda sayilmasi” protesto edildi. Protestocular, ”Transseksüel açilimi istiyoruz” dövizleri taşidi.

ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.” ankara travestileri

Kamyon şoförüydü kadın oldu

Posted by canans in October 30, 2009

İki çocuk babası kamyon şoförü NigelWeston “Küçüklüğümden beri kız kardeşim gibi olmak istiyordum” dedi ve cinsiyet değiştirdi.

İngiltere Lancashire’da yaşayan Nigel, cinsiyet değiştirmesinin arkadaşlarını şaşkına çevirdiğini, ama yine de kendisini desteklediklerini söyledi. Nigel, göğüsleri olsun diye hormon ilacı kullanıyor ve yüzündeki kıllar için epilasyona gidiyor. Saçına da kızıl bir peruk takıyor.

Nigel, “Küçüklüğümden beri kız kardeşim gibi olmak isterdim ve onun kıyafetlerini giyerdim. Ama o zaman 70’lerdi ve insanlar bu tür şeyler yapmıyordu. Şimdi hiç olmadığım kadar mutluyum” şeklinde konuştu. 27 yıllık evlilik sonrası Nigel’ı boşayan eşi Michell, “Gözlerimin önünde bir kadına dönüşüyordu” diye konuştu.

http://www.travestibirey.com

Travesti mahkûm kadınlar cezaevi ne gönderilecek.

Posted by canans in September 6, 2009

İngiltere’de cezaevinde hormon tedavisiyle cinsiyet değiştirme sürecini başlatan müebbet hapse mahkûm travesti, kadınlar cezaevine nakledilecek

İngiltere’de ömür boyu hapis cezasını erkek cezaevinde çeken bir travestinin kadınlar hapishanesine nakledilmesine karar verildi.
İsmi açıklanmayan 27 yaşındaki travestinin başvurusu üzerine açılan davaya bakan Yüksek Mahkeme Başkan Yardımcısı Yargıç David Elvin, Adalet Bakanı Jack Straw ve cezaevi yetkililerinin itirazlarına rağmen, mahkûmun kadın cezaevine nakledilme talebinin reddedilmesinin insan haklarına aykırı olduğunu söyledi. Mahkûmun avukatı Philippa Kaufmann, müvekkilinin naklinin birkaç hafta içinde yapılacağını ifade etti.

Ameliyat olmadı
2001’de erkek arkadaşını öldürmekten 5 yıl hapis cezasına çarptırılan mahkûm, cezasını doldurup hapishaneden çıkınca bir kadına tecavüz girişiminde bulunduğu gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Hapisteyken hormon tedavisiyle cinsiyet değiştirme sürecini başlatan mahkûm, 2006’da kadın olduğuna dair yasal tanıma elde etmişti. Ameliyatla cinsiyet değiştirmeyen mahkûm, yine de kendisini kadın gibi hissettiğini ve erkekler cezaevinde kalamayacağını belirterek mahkemeye başvurmuştu. www.travestibirey.com

Travesti düşkünü çıktı

Posted by canans in September 4, 2009

Travesti düşkünü çıktılar
İstanbul Bağdat Caddesi’nde kendilerine polis süsü veren iki kişinin, travesti ve hayat kadınları ile zorla ilişkiye girdikleri ihbarını alan polis harekete geçti. Bunun üzerine sivil polisler cadde üzerinde müşteri bekleyen travestileri yakaladı. Yakalanan travestiler, iki arkadaşları ile bir hayat kadınını alan ve az ilerde bekleyen otomobildeki şahısların da polis olduğunu söyledi. Kısa süreli bir kovalamacanın ardından otomobildeki, 54 yaşındaki Z.H ile 34 yaşındaki H.G., gözaltına alındı. Karayollarından emekli olduğu öğrenilen Z.H. ile arkadaşı H.G.’nin travesti ve hayat kadınlarına, kendilerini polis olarak tanıtarak otomobile aldıkları ve ücret ödemeden birlikte oldukları iddia edildi.